Artan yemeği çöpe atmadan ikinci bir öğüne dönüştürmek hem tasarruf hem de yaratıcılık meselesi. Kızartma teknikleri konusunda dünden kalanı bugünün yemeğine çevirmenin yollarını sıraladık.
Sıklıkla, alışveriş listesini tarifin sırasına göre değil, reyon düzenine göre yazmak zaman kazandırır. Kızartma teknikleri konusunda tazeliği kritik olan ürünleri en sona bırakmak, dolaba girene kadar geçen süreyi kısaltır.
Kısaca, kızartma teknikleri ile ilgili inanışları test etmenin yolu yan yana deneme yapmaktır. İki tencereyi aynı gün, tek farkla pişirmek tartışmayı kısa sürede bitirir.
Kısaca, sıcak yemek soğuk tabakta, soğuk meze ise ısınmış kapta hızlıca özelliğini kaybeder. Kızartma teknikleri konusunda servis kabının sıcaklığını ayarlamak, sunumun görünmeyen ama en etkili adımıdır.
Pratikte, bir tabağın doyurucu olması kadar dengeli olması da önemlidir; protein, lif ve yağ bir arada olduğunda tokluk daha uzun sürer. Kızartma teknikleri ile ilgili tarifleri yanına eklenecek bir salata veya yoğurtla tamamlamak pratik bir çözümdür.
Kural olarak, aynı tarif, kısık ateşte bambaşka, yüksek ateşte bambaşka sonuç verir. Kızartma teknikleri konusunda ısıyı kademeli yükseltmek, dış yüzey yanmadan içerinin de pişmesini sağlar.
Pratikte, ocakların ve fırınların gücü aynı değildir; bu yüzden süreye değil görünüme ve kokuya güvenmek gerekir. Kızartma teknikleri için bir fırın termometresi, tarifteki dereceyle gerçek sıcaklık arasındaki farkı gösterir.
Baharat, eksik lezzeti kapatmak için değil, var olanı öne çıkarmak için kullanılır. Kızartma teknikleri ile ilgili denemelerde tek seferde tek baharat değiştirmek, hangi tadın nereden geldiğini anlamanızı sağlar.
En yaygın hata, tencereyi ya da tavayı gereğinden fazla doldurup malzemenin kızarmak yerine kendi suyunda haşlanmasına yol açmaktır. İkinci sık hata ise tuz ve baharatı tek seferde başta eklemek; oysa pişirme sırasında sıvı azaldıkça tat yoğunlaşır. Ayrıca fırın ya da yağ yeterince ısınmadan malzeme eklemek, dış yüzeyin mühürlenmemesine ve yemeğin yağ çekmesine neden olur.
Ayrıca, kıvam sorunlarının başlıca nedeni sıvı oranı, ısı ve karıştırma süresidir; bu üçünden birini değiştirmek genellikle sonucu düzeltir. Fazla sulu kalan karışımlarda ateşi kısıp kapağı açarak buharlaşmayı artırabilir, gerekirse az miktarda nişasta veya un ile kıvam verebilirsiniz. Aşırı koyulaşan karışımlara ise sıcak su ya da et suyunu azar azar, sürekli karıştırarak ekleyin; tek seferde eklemek topaklanmaya yol açar.
Artan yemekler çoğu zaman yeni bir tarifin dolgusuna dönüşebilir; börek içi, omlet, sandviç veya fırın makarnası bunun en kolay yollarıdır. Sulu yemeklerin suyunu süzüp katı kısmını kullanmak, hamur işlerinde ıslanmayı engeller. İkinci gün kullanacağınız porsiyonu ayrı kapta buzdolabına alıp iki gün içinde tüketmek hem güvenli hem lezzetli olur.
Çoğu durumda, ana yemeklerde kişi başı yaklaşık 150 ile 200 gram et veya sebze, 60 ile 80 gram kuru makarna ya da pirinç hesaplamak genel bir ölçüdür. Yanında çorba, salata veya meze varsa bu miktarları biraz düşürebilirsiniz. Kalabalık davetlerde herkesin aynı miktarda yemeyeceğini varsayıp toplam üzerinden yüzde on beş kadar pay eklemek güvenli olur.
Genel olarak, kızartma teknikleri konusunda anlattıklarımızı mutfağınızda denedikçe ölçüler elinize oturacak ve tarif kendi imzanıza dönüşecek.